|
BU CABİR DOKTOR MU,YOKSA BÜYÜCÜ MÜ?
Bu gün memleket meselelerini yazmayacağım, Zaten yazacak bir şey de yok, ortalık güllük gülistanlık.Yine yıl bilmem kaç, ANAP iktidarda, benim forsum bin beş yüz.Mesut yılmaz beyin, milletvekili olmamı istemesine rağmen,Takmışım Murat paşa belediye başkanlığına kafayı,İllede Murat paşa’ya başkan adayı olacağım.Dr. Cabir isminde kısa boylu bacak kadar bir adam çıktı karşıma,Kısa boyluydu ama birazda yakışıklıydı. (o zamanlar tabii,Şimdi göbeklenmiş baktımsa, yumurta yutmuş yılan gibi duruyor kerata)“Yav senin göbeğin yanında Cabir’inki zeytin çekirdeği gibi kalır” Diyeceksiniz amma, ben soruyorum,”sana göbek yakışıyor” diyorlar.Valla ben bilemem, söyleyenlerin yalancısıyım. Hoşuma da gidiyor yani.Neyse, ikimizde aday adayıyız. Bu Cabir denen adam, o bacak kadar boyu ileBana bir çalım attı ve adaylığı kaptı. Tabii bizim gövde biraz kalın olduğundanVe de kıvırtma harekâtını başaramadığımızda aday olamadıkBütün siyasi çalışmalarım, hayallerim bir anda sıfıra indi. Siyaseten yıkıldım.Cabir beyin adaylığında seçim sürecince çok çalıştım.Aday olamadığım için de hiçbir dargınlığımız olmadı.Amma, DYP’liler ANAP’a gittiği için, ANAP’lılarda DYP’’den geldiği için,Oy vermediler. Biz iki sağ cenah partisi kendi aramızda kavga ederken,Manisa eşrafından Süleyman Evcilmen adında bir Allahın kulu,Öksüz çocuk elinden simit alır gibi başkanlığı kaptı gitti. Gidiş o gidiş.Bir dahada geri vermeye hiç niyeti yok gibi geliyor bana.Yine, neyse, bu Cabir bey denen şahıs ile dostluğumuz pekişti can dost olduk.Bir gün, sol bacağımda iltihaplanmalar oluştu, bir buçuk ay Cabir beyin kliniğinde yattım. Üç doktor tedavi etmeye çalıştı.En sonunda bacak tedaviyi kabul etmeyince kesilme kararı alındı.Cabir’e baktım, gözleri dolu dolu idi. diğer doktorlara döndü,“Yav arkadaşlar, Nedim zaten bağının kesilmesine razı, biz bu kesme işiniBir hafta daha uzatalım” dedi. Diğer doktorlar da “peki” deyinceBizim bacak kesilmekten kurtuldu. Bu Cabir denen adam geceleri gizlice gelip,Diğer doktorlardan habersiz benim bacağıma tedavi uygulamaya başladı.Branşı olmamasına rağmen, on gün içinde bacağımı eski haline döndürdü.Cabir’e bir sol bacak borçluyum. Çocuklarıma vasiyet ettim,Ben ölünce sol bacağımı Cabir’e verecekler.
Ağa ölüm döşeğinde, başında iki oğlu ve köyün hocası, başlar vasiyetlerini saymaya,“bak oğlum ben ölünce, sulak tarladan on dönümünü hocaya vereceksin”Hoca döner ağanın oğluna “duydun değimli?” “duydum hocam”Ağa devam eder “sürüden elli koyunu da hocaya vereceksin”Hoca bir yandan okuyup üflerken yine sorar “duydun değimli “ “duydum hocam”Ağa devam “bak oğlum ben ölünce alt takımlarımı da hocaya vereceksin” deyinceHoca dönmüş ağanın oğluna, “bu artık gidici sen bu son söylediklerini dikkate alma”
Kızımın dudağında yıllardır “uçuk” çıkar tedavi cevap vermez.“git Cabir amcana bir ilaç yazsın” dedim “baba saçmalama adam kulak burun boğazDoktoru uçuktan ne anlar” zorla gönderdik kızı. Cabir bir merhem yazdı,O günden sonra bizim kızda uçuk çıkmadığı gibi kafasında ki uçuklukta kayboldu.On gün önce hastalandık. Bir lokma yiyeyim, karnım “davulcu Beşi’nin” davulu Gibi şişiyor. İlaç verdiler, alıyorum ilacı bu seferde karnım mehter takımının Davulu gibi şişmeye başladı. Neredeyse çatlayacağımDurum gittikçe kötüleşmeye başlayınca kendi Korkuteli’nde olduğu içinTelefon açtım Cabir’e. “geberiyorum bana bir çare”Telefonda ilaçlarımı yazdırdı. İlaçları kullandım yemin olsun bir saat sonraHiçbir şeyim kalmadı. Ev halkına iyileştiğimi ispat etmek için “kolbastı” oynamak zorunda kaldım.Yav bu Cabir, doktor mu? Büyücümü? Irfasacı mı? Valla annayamadım sevgili arkadaşım Dr. Cabir. Adaylığımı elimden aldın ama Bana hep sağlık verdin, sana minnettarım. Hakkını ödeyemem.Bu son tedavinden sonra sana vermeleri için çocuklarıma neyimi vasiyet edeyim?Sen hep sağlıcakla kal, sana saygı ve kucak dolusu sevgilerimi yolluyorum.
|