Anasayfa arrow Araştırmalar arrow Kokunun Dünyası
Kokunun Dünyası PDF Yazdır E-Posta
 

Yazan: İrfan Dönmez, Tarih: 17-03-2010 00:23

Okunma Sayısı : 788    

Beğenilme : 28

Yayınlama yeri : Köşe Yazıları, İrfan Dönmez


koku

Geçmişte zaman zaman kullanılan kokular artık hem erkekler hem de kadınlar tarafından neredeyse eşit kullanılan gündelik bir ihtiyaç haline gelmiştir .Hatta pek çok kadın ve erkek sahip oldukları parfümlerden küçük bir gardrop yapabilecek duruma gelmişlerdir.İlk başlarda bir iki şişe parfümü olan  ve bittikçe satın alan insanlar o anda ellerinin altında çok sayıda parfüm bulundurabilmekte  ve günlük parfümleri ayrı,gece parfümleri ayrı, mevsimlere göre hatta partnerine göre ayrı parfümleri olabilmektedir. Yıllar önce kendine yakışan parfümü keşfetmiş bir insan onu kullanmadığı zamanlarda kendisini eksik hissedebilmektedir .Parfüm çoğu kadın ve erkek için güzel bir kokudan çok fazla şeyler ifade eder.Bazı insanlar için koku geçmişten bir esinti olup ,annesiyle,aşığı ile ailesiyle olan anılarını geri getirir.Bir tatil anısıdır,geleceğe umutlu bir bakıştır ve koku yaşamın değiştiği zamanlardır…Parfüm kişiliğinizin dışa yansımasıdır.Tutkulu bir aşk ilişkisi doğurabilir,kapağını her açışınızda size bir başka hatıra demeti sunabilir.Çağdaş insanın yaşamında kokunun çok önemli bir rolü var.Kokular her ne kadar çok çeşitli olsalar da parfümün kapağını açtığınızda burnunuza gelen koku ne olursa olsun verdiği mesaj hep aynıdır.Bu mesaj bence EĞLEN VE YAŞAMIN TADINA VAR… 

Kokumuz kimliğimizdir . Bakımlı olmak sadece iyi görünmek anlamına gelmez .Nasıl göründüğünüz kadar nasıl koktuğunuz da önemlidir.Aynı tür parfümleri kullansak da kokumuz tıpkı parmak izimiz gibi benzersizdir ve bize özgüdür.Her koku farklı insanlarda farklı kokar.Bu yüzden kullandığımız koku kişiliğimize dair ipuçlarını da ele verir.İddialı birisi miyiz?Gösterişe çok düşkün müyüz?İçine kapanık ve dikkat çekmekten hoşlanmayan bir karakterimiz mi var?Hep bunlar kullandığımız kokuda cevap bulabilir. Kokular unutulmazdırlar, tıpkı duyduğumuz bir sesi unutmadığımız, gördüğümüz bir yüzü yıllar sonra hatırladığımız gibi bir şeydir.Kokular bir anda bizi geçmişte yaşadığımız bir olaya götürebilir.Kokular ve tatlar hayatımızda son derece belirleyici olabilirler.Aşık olduğumuz insanı önce kokusuyla severiz.Beynimizde çakan şimşek güzel koku sayesindedir.Bu yüzden koku kişiliğimizin bir parçası kimlik kartımızdır.Ünlü Fransız yazar Marcel Proust  bir gün bir kurabiyeyi çayına batırır ve ıslanmış kurabiyenin kokusu onu alıp geçmiş zamana götürür….Bu öyle bir alıp götürmedir ki yazar çocukluğunun her safhasını en ince ayrıntısına kadar hatırlar. Ve “Kayıp Zamanın İzinde” adını taşıyan roman serisini yazmaya başlaması böyle ilginç bir tesadüfe dayanır.Patrik Süskind’in “Koku” adını taşıyan romanı 18. yüzyıl Fransa’sında geçer.Romanın başkahramanı Jean-Babtiste kokulara karşı büyük bir hassasiyeti olan ancak kendi vücut kokusu olmayan birisidir.Müthiş koku alma yeteneğine sahiptir.Baptiste bu durumunu geliştirmek üzere çeşitli cinayetler işler.Bu romanda kokunun insanlar üzerindeki etkisi çarpıcı bir biçimde ele alınmıştır.

 KOKU NEDİR? Koku ,canlılardan ve cansız cisimlerden etrafa yayılan ve havada dağılan kimyasal maddelerdir .Bu madde molekülleri solunum yolu ile burnumuza ulaşırlar.Koku alma organımız burnumuzdur.Burnumuzun diğer fonksiyonları ise ses çıkarma organlarından birisi olması ve solunum sisteminin başlangıç organı olmasıdır.Herhangi bir nedenle burun ameliyatı olan bir insan burnun ne kadar önemli bir organ olduğunu geçici bir süre koku alamadığı ve ağzından solunum yapmaya mecbur kaldığı zaman anlar.Nezle olan bir insanın sesinde meydana gelen değişiklikten telefonda bile onun nezle olduğunu anlayabilirsiniz.İnsan burnundaki 5cm karelik bir alanda bulunan 10 kadar koklama birimi koku molekülleri ile karşılaştığında etkilenirler ve aldığı kokuyu direkt olarak koku sinirleri aracılığı ile beyine taşınmasını sağlarlar.Beynimize en yakın organımız burnumuzdur.Gözlerimiz ,kulaklarımız da beynimize yakın duyu organlarımızdır ancak en yakını burnumuzdur.Koku sinirleri direkt olarak beyinden çıkarlar.Koku alma hücreleri ile beynimiz arasında hiçbir ara istasyon yoktur.İnsan burnunda 10 kadar koku algılama birimi varken bu sayı köpeklerde 22 civarındadır.Koku beynimizde algılandıktan sonra bir takım davranış ve tepkilerin oluşmasına neden olur.Hayanlar üzerinde yapılan bir takım çalışmalarda amberin hipofiz bezine etki ile çeşitli hormonların salınışının arttığı ve hormon dengelerinin değiştiğini,kanın pıhtılaşmasını engellediği,düz kaslar üzerinde gevşetici etkileri olduğunu saptamışlardır. Kokunun algılanıp tanımlanmasına KOKLAMA diyoruz.Her canlının olduğu gibi insanların da kokuyu algılama yetenekleri farklıdır.İnsan cinsi MİKROSMATtır.Yani insanın gerçekten diğer bazı hayvanlara kıyasla kötü bir burnu vardır.Mükemmel bir koklama duyusuna sahip canlılardan olan tavşanlar ve köpekler MAKROSMATtırlar.Yunuslar ise hiç koku almazlar yani ANOSMATtırlar.Mikrosmat olan insan cinsi bile 3000 kadar farklı kokuyu algılayabilme yeteneğine sahiptir.Bir parfüm yaratıcısı(ki uzmanlık dilindeki adı BURUN dur) 3000 farklı kokuyu algılayabilmekte ve ayırt edebilmektedir.Bu kişilerin diğer insanlardan farklı bir koku bellekleri vardır.Onlar  kokuları tasarlayabilir ve akıllarında tutabilirler.En mükemmel koklama yetileri olan insanlar 20 yaş civarındaki kadınlar olmasına rağmen parfümcülerin büyük çoğunluğu erkeklerdir. 

KOKULARIN TARİHÇESİ:3ima_antiquity Kokunun tarihçesi insanlık tarihi ile başlar.Menşei eski Mezapotamya,Mısır ve Çin’e dayanır.Gelişmesi ise doğu kültürleri ile beraber Avrupa’da olmuştur.Günümüzden yaklaşık 5000 yıl önce Mısırlılar güneş tanrıları Ra için güneşin doğuşundan batışına kadar kokulu otlar yakarlardı.Ölülerini ise kokulu yağlar kullanarak mumyalarlar,mezarlarına parfüm şişeleri ve kokulu kremler koyarlardı.Nitekim yapılan kazılarda Mısır Firavunu Tutankhamon’un mezarından parfüm şişeleri ve kremler çıkarıldı.Mısırlılar günlük yaşamlarında  kokulu yağlar ve kremleri sık olarak kullanırlardı.Bunlar içinde en çok tercih ettikleri Kyphi adı verilen kokulu bir yağdı.Kyphi bal,şarap,pirinç, mersin çiçeği, safran, katır tırnağı ve ardıç özlerinden oluşan bir karışımdı.Eski çağlardan beri kokuyu ifade eden sözcük PARFÜM dür.Parfüm kelimesi Latince kökenli olup dumandan çıkan anlamındaki PER-FUME kökünden türemiştir.Eski Yunanda da kadınların vücutlarını kokulu yağlarla ovdukları söylenir. 11.Yüzyılda İbn-i Sina damıtma yolu ile gülsuyunu ve bugün esansiyel yağ(uçucu yağlar,eterik yağlar) dediğimiz koku verici maddeyi gülden çıkarmayı başarmıştır.Çalışmalarını diğer çiçekler üzerinde de geliştirmiştir.Gülsuyu diğer kokulara göre daha narin ve hafif olduğundan hemen popülarize oldu.Damıtma teknolojisi  de önemli bir şekilde batıda bu konudaki bilimsel gelişmeleri etkiledi.Asya,Anadolu,Babil,Ninova ve Persepolis’de giderek yagınlaşan Misk-i Amber gibi kokular doğuda her sınıf insan tarafından gündelik hayatta sıkça kullanılmaktaydı.Koku kullanımı savaşlar,gezginler ve ipek yolu kanalı ile 14.YY da Avrupa’ya kadar ulaştı.Ancak modern parfümü dünya ile ilk tanıştıran Macarlar oldu.1370 yılında ilk modern parfüm MACARİSTAN SUYU adı ile kokulu yağlardan ve alkolden üretilmiştir.Bileşiminde lavanta yağı,biberiye bulunan bu madde bir keşiş tarafından Macar kraliçesi 72 yaşındaki Elizabet için güzelliğini sonsuza dek koruyacağı güvencesi ile kraliçeye ithafen üretilmişti.Böylece 72 yaşındaki kraliçe 25 yaşındaki Polonya kralından evlenme teklifi aldı.Parfüm yapımı Rönesans ile birlikte 16. yy da gelişmeye başladı.14. yy da Fransa’nın güneyinde başlamış olan hoş kokulu çiçeklerin ekimi zamanla büyük bir sanayiye dönüşmüş ve Fransa kısa sürede parfüm imalatının avrupalı merkezi olmuştur.Günümüzde Fransa hala Avrupa’nın parfüm tasarım ve ticaretinin merkezidir.16 yy dan bu yana 17. ve 18. yy da Fransa’nın güneyindeki Grasse şehri parfüm endüstrisinin kalbi haline gelmiştir.Ülkemizde ise 19. yy da gülyağı ile uçucu yağ üretimine başlanmıştır.Isparta gül yağı  kalitesi ile dünyada aranan bir ürün olma özelliğindedir. Parfüm sadece kişisel bir bakım ürünü olması yanında giderek başka ürünlerde de kullanılmaya başlanmıştır.Bu nedenle dünya parfüm ihtiyacı artmıştır. Parfümler artık sentez yolu ile elde edilmeye başlanan kimyasal maddeler olmaya başlamışlardır.Hepinizin müşahede etmekte olduğu gibi kokuların makyaj malzemeleri,saç bakım ürünleri,şampuan ve saç kremi, temizlik maddeleri,aromaterapi ürünlerine ,bebek bakım ürünlerine,güneş yağlarına,deterjanlara,çamaşır yumuşatıcılarına,mobilya cilaları,oto kokusu,dekoratif oda kokusu,ütü suyu,halı şampuanı,kokulu mumlar,kırtasiye ürünlerinden ayakkabı boyalarına kadar hemen hemen girmediği bir alan kalmamıştır. 

KOKULARIN SINIFLANDIRILMASI VE ÜRETİLMELERİ: En temel sınıflandırma kokunun elde edildiği kaynağa göre yapılan sınıflamadır.Kokular doğal ve sentetik olarak iki temel grupta incelenirler.Doğal kokular ise bitkisel ve hayvansal kaynaklı kokular olmak üzere sınıflandırılırlar.Bir bitkinin çiçekleri, gövdesi, meyveleri, yaprakları ,tohumları ve kökleri dahil tüm bölümleri koku kaynağıdırlar.Hayvansal kaynaklar ise sınırlı olup başlıca MİSK,AMBER,ZİBET MİSKİ ve KUNDUZ HAYASI dır.MİSK hayvanı Çin’de ve Tibet’te yaşar. Hayvan bu maddeyi cinsel bölgesinin yakınındaki deriden bir kesede bulundurur.Bu hayvan yazın ormanda saklanır ve sadece kokulu bitkilerle beslenir,çiftleşme zamanı aralık ayında öyle yoğun bir koku yayıyor ki bu koku 1km uzaktan dahi bir dişiyi kendine çekebilir.Tüm kokular içinde en kalıcı ve nüfuz edici olanı misktir.Arap camileri bugün bile misk kokar çünkü camilerin kireç badanalarına bu maddeden karıştırılmıştır.ZİBET civetteise Kuzey Afrika’da yaşayan zibet kedisinin cinsel organının yakınındaki bir bezden savunma amacı ile salgıladığı bir maddedir ve kedi dışkısına benzer.Bu maddeyi elde etmek için zibet kedisi bir kafese konur ve kızdırılırdı.Kedi öfkesinden bu maddeyi salgılar.Bu madde kötü kokulu olmasına rağmen iyice inceltildiğinde hoş kokmaktadır.GRİ AMBER, amber balinasının barsaklarında oluşur,dışarı atılır ve 20 cm çapında gri bir kütle olarak denizin üzerinde yüzer.Özellikle İrlanda ve Bahama açıklarında rastlanan bu madde tezek gibi kokar.Çok nadir bulunur bu nedenle pahalıdır.Physeter Macrocephalus adı verilen tabii amber imalatçısı bu balinanın erkekleri 40-45 ton, dişileri ise 20 ton ağırlığındadır.Ortalama ömürleri 70 yıldır ve sayıları günümüzde 600.000 civarındadır.Avlanmaları 1984 yılından beri yasaktır.Bir balina yılda 300 kg a kadar amber sentezleyebilmektedir.Ölü balinaların karnı açıldığında 45 kg amber elde edilir.Kunduz hayasına castoreumCASTEROUM da denir.Kunduzun anüsünün yakınındaki  deride bir kesecikte bulunur.Günümüz parfümcülüğünde artık gerçek amber ve misk kullanılmamaktadır.Onların yerini benzer yapay maddeler almıştır.İmbikten elde edilen kokuların tarihi de 1830 lu yıllarda son buluyor.1835 yılında Alman kimyager Eilhard Nitscherlich NİTROBENZOL ü bulmuş,kısa bir süre sonra da Liebeg ve Wöhler acı bademyağını taklit eden ve günümüz parfüm endüstrisi için çok önemli bir hammadde olan BENZALDEHİT i bulmuşlardır.Günümüzde ferah ve doğal bir izlenim bırakan kokuların arkasında artık çoğu kez kimyasal bir formül vardır. Bitkisel kökenli Kokular Yaprak,çiçek,meyve ve kabukları, tohum,ağaçlar,ağaç ,yosunlar,otlar,iğne yapraklar ve dallar ile köklerden elde edilir.Çiçek ve meyve kokularının karışımlarına jasmin_fcfeucalyptusmimosa_ndwORYANTAL

 

 

 

 

 

 

KOKULAR adı verilmektedir.Çiçek ve baharat kokularının karışımına ise YARI ORYANTAL KOKULAR adı verilmektedir. Bitki kısımları çeşitli yöntemlerle(Pres,maserasyon ultrasonik dalga,solvent ekstraksiyonu,su buharı distilasyonu,enflaurage,)muameleden geçirilerek bünyelerindeki uçucu yağlar elde edilir.Örnek vermek gerekirse ülkemizde de üretilen gül esansını elde etmek için sabah erken saatlerde güneş doğmak üzere iken güller toplanır ve en kısa sürede  çuvallar içinde distilasyon merkezine götürülür.Çift su distilasyon yöntemi ile gülün kokusal özelliklerini taşıyan gül yağı elde edilir.glBir kilo gül yağı elde etmek için 2.000.000 güle ihtiyaç vardır.1 gr gül özü 2000 adet gülün özüdür.1 kg yasemin esansı için ise 6 milyon çiçekten elde edilir.Elde edilen bu uçucu yağlar bazı işlemlerden geçirilir ve kalıcığını sağlamak amacı ile fiksatif (sabitleyici)denen maddelerle karıştırılır ve yüksek konsantrasyonda bir koku haline gelmiş olur.Piyasaya verilecek kokular değişik oranlarda uygun alkollerle sulandırıldıktan sonra şişelenirler.Değişik konsantrasyonlarda koku barındıran ürünlere değişik adlar verilir.Günümüzde parfüm denince Eau de Parfüm ve Eau de Toilet formları anlaşılır.Birincisi  %10-15 aromatik madde içerir ve 12-24 saat kalıcıdır.İkincisi ise %5-12 arası koku ihtiva eder, 6-12 saat dayanabilir.Bunlar 30-50-75-100 ve 125 ml lik şişelerde piyasaya sunulurlar.Şişeli ve spreyli olanları vardır.Günümüzde kokular saf sentetik veya çok az bulunsa da kompoze tarzdadırlar.Kompoze esanslar doğal uçucu yağlarla yapay koku maddelerinin karışımı  ile elde edilirler. 

KOKULARIN KOKLANMASI,SEÇİMİ,SATIN ALINMASI,SAKLANMASI VE KULLANILMASI: 

Koklama işleminin kendine özgü bir tekniği ve dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır: Koklama işlemi saf esans üzerinden yapılacaksa şişeden ve ambalajından koklanmalıdır .Şişedeki koku çok yoğun olduğu için burun kokuları tam ayırt edemez.Esans, emici bir kağıda(tuş) hafifçe emdirilerek koklanmalıdır.Burun bu kağıda değdirilmez ve 5-10 cm mesafeden kağıt hafifçe hareket ettirilerek koklanmalıdır. 

Koklama testinin yapıldığı ortam mümkün olduğu kadar kokusuz olmalıdır.Koku moleküllerinin havada dağılma hızı ortam ısısına bağlı olduğu için ortamın ve ürünün 20-25 derece sıcaklıkta olması gerekir. 

Koklama işlemi 1-2 dakikalık zaman aralıkları ile 3-4 kez tekrarlanmalıdır. 

Koklamada kokuya konsantre olunmalı ,gözleri kapayarak tüm dikkat koku üzerinde toplanmalıdır. 

Üst üste en fazla 5 ayrı koku koklanmalıdır .Daha fazlası koklanırsa burundaki koku alma hücreleri kokuya doyduğundan farkı algılamayabilir.Zaman zaman temiz havaya çıkıp burun içinin kokudan temizlenmesi sağlanmalıdır. 

Koklamadaki bulgular bir yere kaydedilmelidir.

Koklamada alınan ilk koku doruk notalardır.Kokunun zayıf,kuvvetli,keskin,yakıcı,tatlı,yumuşak olup olmadığı anlaşılır.Daha sonra orta notalar alınır.Bu kısım esansın ana grup maddeleridir.Tarzını belirler.Çiçek,meyve,tütün,oryantal vs.Esansın kalıcılığı ile ilgili değerlendirme yapmak için tuşlar bir süre bekletilir,(1-24 saat)aralıklarla koklanması gerekir.

 Bir esansı diğer bir esans ile kıyaslamak için her iki numuneye aynı anda ayrı ayrı tuşlara batırarak eşit miktarda esans emdirilir ve çıkış hızı,şiddeti,keskinliğini belirlemek için aynı anda tuşlar koklanır.Görülen fark not edilir. 

Parfüm üreticileri “NOTA” lardan söz eder dururlar.Parfüm karışık bir yapıdır ve birçok bileşeni vardır.Bir parfümcü tıpkı bir müzisyen gibi çalışmasının sonunda bir beste yapmıştır.DORUK NOTA ,parfüm ilk açıldığında hissedilen taze kokusunu oluşturan bölümdür.Bu bölümde alkol kokusu da hissedilir.Bu bölüme bakılarak koku satın alınmaz.ORTA NOTA ,doruk notasının buharlaşmasından sonra ortaya çıkar ve parfümün tenle temasından sonra ayrımsanabilir.Bu bölüm esansın esas tarzını belirleyen bölümdür.Esansın gövdesi ve aynı zamanda kalbidir.Buradaki maddelerin uçuculuğu doruk notasındaki kadar hızlı değildir.DİP NOTA ise esansın esas kalıcılığını,direngenliğini ve sürekliliğini sağlayan kısmıdır.Algılamada tutunur ve bir parfümün ticari başarısında son sözü söyler.Dip notasının dayanıklılığı sabitleyicilerin cinsine bağlıdır.Bu nedenle kompoze parfümlerde birkaç çeşit fiksatör kullanmak gerekebilir.Bu fiksatörler doğal veya sentetik olabilir.En kolay bulunan fiksatör gliserindir.Doğal bağlayıcıların en meşhuru ise misk amberidir.Çözücü olarak parfümlerde genellikle etil alkol kullanılmaktadır. 

Parfüm seçerken ve satın alırken şunlara dikkat etmekte yarar vardır .Öncelikle koku duyunuzu etkileyecek aşağıda sayılan durum ve şartların bulunmaması gerekir. 

Hamile iseniz,stresli ve depresyonda ,bir hastalığın arifesinde, nezle vb. hastalıklarınız var ise,uykusuz iseniz,dumanlı ve kokulu bir ortamda çalışıyor iseniz ve hemen işten ayrıldıysanız,sigara içtikten sonra veya sigara içerken,herhangi bir ilaç kullanırken,kokulu ve baharatlı  bir yemekten sonra,soğuk bir ortamda uzun süre kaldı iseniz,hele hele partneriniz veya eşiniz yanınızda yok ise asla parfüm seçmeye kalkmayınız ve satın almayınız.Konunun uzmanları parfüm almak için en doğru zamanın sabah saatleri olduğunu söylüyorlar.O saatlerde koku alma duyusu uyanıktır ve gündelik kokular henüz havaya karışmamıştır.Ama yine de burun kolay yorulan bir organdır.Koku duyumuzu yeniden temizlemenin en iyi yolu taze kahve iledir.Kahve aroması tüm kokuları etkisizleştirir ve sonraki seçimler için fırsat yaratır.Parfüm alırken şişeden koklamayınız yararı yoktur,yanlış seçime neden olur.En iyisi tester(deneme ürünü) almak ve evde denemektir.Parfüm denenirken ön kola ve bileğe sürülerek alınır evde koltuk altınızı da bu amaçla kullanabilirsiniz.Başkasında kokladığınız parfümü üzerinizde denemeden asla almayınız.İlk defa satın alacağınız bir parfümü küçük ambalajda almak akılcı olabilir.Bir kerede de 4-5 adet parfümden fazlasını denemeyiniz.Bir parfümün gerçek kokusunu hissedebilmeniz için teninize sürüldükten sonra en az 20 dakika geçmesi gerekir. Kokunun size en çok yakışanını seçmek gerekir.Gençler daha ziyade taze kokuları , sabun kokulu ve pudra kokulu olanlarını ,çiçek ve meyve kokularını tercih ediyorlar.Orta yaşlarda ise tarz oturmuştur bu nedenle çiçek ve baharat kokuları tercih edilebilir.Gündüzleri fazla ağır kokular tercih edilmemelidir.Akşamları daha çarpıcı ve iddialı kokuları deneyebilirsiniz.Kışın daha baharatlı,şekerli,vanilyalı kokular hoş olabilir.Yazın ise daha çiçeksi ve sabunsu kokular tercih edilmelidir.Spor yaparken ve terli iken parfüm kullanmayın ve ter kokusunu gidermek için parfüm kullanmak gibi bir hataya düşmeyiniz.Parfüm kullanmadan önce teniniz mutlaka temiz olmalıdır.Parfümün en ideal sürülme zamanı duş sonrasıdır.Hızlı kan dolaşımı sonucu oluşan vücut ısısı kokunun cilde daha kalıcı bir şekilde alınmasını sağlar ve aromasının değişmesini önler.Parfümü giysiler üzerine hele ipek, deri ve kürk üzerine sıkmak pek tavsiye edilmez.Leke bırakabileceği gibi başka parfümleri kullandığınızda tuhaf bir durum ortaya çıkabilir.İki farklı parfümü de aynı anda kullanmayınız.Parfüm cilde 15-20 cm uzaklıktan sıkılmalıdır.Böylece parfüm daha geniş bir alana yayılır ve homojen dağılımı sağlanır.Parfümü yoğun olarak sürmeyiniz azar azar sürünüz, az geldiğini fark ederseniz ilave etmek kolaydır.Fazla sürülmüş ve sizi rahatsız ediyorsa ıslak bir bezle silebilirsiniz.hatta şöyle bir deyiş vardır;”Siz parfümü sürün, parfüm sizi sürmesin”.Kıyafetleriniz gibi parfümünüz de sizin önünüze geçmesin.Parfüm,makyaj ve kıyafet ancak sizin güzelliklerinizi belirginleştirdiği oranda işinize yarayacaktır.Parfümlerin etkisini artırmak ve kalıcılığını sağlamak için tavsiye edilecek bir diğer yöntem de tamamlayıcı ürünler kullanmaktır.Aynı parfümün şampuanını,duş jelini,sabununu,banyo köpüğünü,vücut losyonunu ve benzeri ürünlerini bir arada kullanmak etkiyi artırabilir.Dağ gezintileri yapacak veya deniz kenarında güneşlenecekseniz parfüm kullanmayınız. Işık,hava ve sıcaklık parfümün dostu sayılmaz.Bu nedenle kullanıldıktan sonra hemen şişenin ağzı kapatılır ve serin,ışıksız bir ortamda muhafaza edilir.Özellikle saydam şişelerde bulunanları ışıktan korunmalıdır. Birkaç ünlünün kokularla ilgili düşüncelerini yansıtan sözlerini aktarmak istiyorum. 

“PARFÜM KADIN ŞIKLIĞINA SİHİRLİ BİR DOKUNUŞTUR  ,GÖRÜNÜMÜN ALTINI ÇİZEN BİR DETAY,KADININ KİŞİLİĞİNİ TAMAMLAYAN BİR EKSTRADIR.PARFÜM YOKSA MUTLAKA BİR ŞEYLER EKSİKTİR(GİANNİ VERSACE) İKİ İNSAN

BİRBİRLERİNİN KOKULARINI BEĞENMEZLER İSE ,ASLA İLİŞKİLERİNİ SÜRDÜREMEZLER.(Dr.SUSAN SCHİFFMAN) 

PARFÜM GEÇMİŞİN EN UZUN VE EN İYİ KORUNMA ŞEKLİDİR ,AKAN GÖZYAŞLARI KURUDUĞUNDA YENİDEN AĞLAMAMIZA SEBEP OLUR.(MARCEL PROUST)

 PARFÜMÜN VAZGEÇİLMEZ OLDUĞU İDDİALARINA KARŞIN  , GERÇEK BİR VÜCUT TEMİZLİĞİNİN ORTAYA ÇIKARDIĞI KENDİMİZE ÖZGÜ KOKUNUN YERİNİ HİÇ BİR PARFÜM ALAMAZ(İRFAN DÖNMEZ)    


Son Güncelleme : 21-03-2010 11:03

   
Sitemde Yayınla
Favorim
Yazdır
Arkadaşıma Gönder
Benzer Konular

Okuyucu yorumları  
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayitli kullanicilar bir Makaleyi yorumlayabilir. Lütfen ücretsiz üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.8 © 2007-2010 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >

Sizden Gelen Yorumlar

Yaşamı Iskalamayın
yaşam ve biz...
tamamen katılıyorum, sevgili...
02/03/09 16:54 devamı...
Yazan derya

İyi Huylu Meme Hastalıkları
memede kitle
Merhaba İrfan Bey 20 yaşındayım.En son...
27/02/09 09:34 devamı...
Yazan M.S.

Tümör Markerları
slm dostum
degerli dostum İrfancim.Siten sen...
22/01/09 11:54 devamı...
Yazan tufan

Üye Girisi






Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun
tutsak